Kalp ameliyatı çeşitleri; kalbi besleyen tıkalı damarları açan koroner bypass, hasarlı kalp kapakçıklarının tamiri veya değişimi, aort anevrizmalarının düzeltilmesi, ritim bozukluklarını gideren Maze prosedürü, kalpteki iyi huylu kitlelerin çıkarılması ve yüksek hassasiyet sunan robotik kalp cerrahisi gibi uzmanlık gerektiren yöntemlerden oluşur. Tıbbi ihtiyaç ve hastanın anatomik yapısına göre belirlenen bu operasyonlar, günümüzde geleneksel açık yöntemlerin yanı sıra göğüs kemiğini kesmeden uygulanan minimal invaziv tekniklerle gerçekleştirilmektedir. Kalbin fonksiyonlarını korumayı, kan akışını stabilize etmeyi ve yaşam kalitesini artırmayı hedefleyen bu cerrahi stratejiler, modern teknolojinin sağladığı konforla birlikte hastaların sağlığına çok daha hızlı ve güvenli bir şekilde kavuşmasına yardımcı olmaktadır.
Kalp Ameliyatı Öncesi Hangi Hazırlıklar ve Testler Yapılır?
Başarılı bir operasyonun en önemli aşaması, işlemden önce yapılan detaylı planlama sürecidir. Hastanın genel sağlık durumu kalbinin anatomik yapısı, yaşı ve eşlik eden diğer rahatsızlıkları göz önüne alınarak en uygun yöntemin seçilmesi gerekir. Bu aşamada kalbin ve damarların adeta detaylı bir haritası çıkarılır.
Ameliyat planlamasında kullanılan başlıca testler şunlardır:
- Ekokardiyografi
- Koroner anjiyografi
- Bilgisayarlı tomografi
- Doppler ultrasonografi
Ekokardiyografi, ses dalgaları kullanılarak kalbin iç yapısının ve hareketlerinin incelenmesini sağlayan oldukça yaygın bir yöntemdir. Hamilelikte kullanılan ultrason cihazlarına çok benzer. Bu test sayesinde kalbin kasılma gücü, kalp kapakçıklarındaki olası kireçlenmeler, darlıklar veya geriye kan kaçırma durumları net bir şekilde görülebilir. Bu inceleme, hastanın kapağının onarılmaya mı ihtiyacı olduğuna yoksa yeni bir kapakla değiştirilmesinin mi daha uygun olacağına karar verilmesinde çok kritik bir rol oynar.
Koroner anjiyografi ise kalbi besleyen damarların durumunu görmek için yapılır. Damarlardaki tıkanıklıkların yeri, tıkanıklığın ne boyutta olduğu ve damar yapısının genel durumu bu sayede milimetrik olarak haritalandırılır. Bilgisayarlı tomografi özellikle kalpten çıkan büyük aort damarında bir genişleme şüphesi varsa tercih edilir. Doppler ultrasonografi ise boyundaki şah damarlarının ve bacak damarlarının sağlığını kontrol etmek için kullanılır.
Koroner Bypass Kalp Ameliyatı Hangi Durumlarda Gündeme Gelir?
Kalbi besleyen koroner damarların iç yüzeyinde yıllar içinde yağ, kolesterol ve kireç birikmesi sonucunda plaklar oluşabilir. Bu plaklar damarları daraltarak kalbe giden kan akışını zorlaştırır. Kan akışının yetersiz kalması, göğüs ağrılarına ve daha ileri durumlarda kalp krizine zemin hazırlayabilir. Koroner bypass ameliyatı vücudun başka bir bölgesinden alınan sağlıklı bir damarın, tıkanık olan bölgenin ilerisine bağlanarak kanın kalbe ulaşması için yeni bir yol oluşturulması işlemidir. Trafiğin çok sıkıştığı bir ana yola alternatif yeni bir otoyol bağlantısı açmak gibi düşünülebilir.
Bu ameliyatlarda kullanılabilecek yedek damar kaynakları şunlardır:
- Göğüs içi atardamarı
- Kol atardamarı
- Bacak toplardamarı
Geleneksel bypass ameliyatlarında göğüs kemiği açılarak kalbe ulaşılır ve hasta ameliyat süresince kalp-akciğer makinesine bağlanır. Bu makine, operasyon boyunca kalbin kan pompalama ve akciğerlerin kanı oksijenlendirme görevini geçici olarak üstlenir. Bu sayede cerrahi ekip, kanın olmadığı ve hareket etmeyen bir alanda çok daha rahat çalışarak incecik damarları birbirine dikebilir. Yaygın damar hastalıkları olan ve çok sayıda damarı değişmesi gereken hastalarda bu geleneksel makine destekli yöntem güvenilirliği kanıtlanmış oldukça etkili bir seçenektir.
Çalışan Kalpte Bypass Ameliyatı Süreci Nasıl İşler?
Kalp-akciğer makinesi, cerrahlar için çok faydalı bir araç olsa da kanın vücut dışında sentetik borulardan geçmesi bazı hastalarda vücutta genel bir inflamasyon (yangı) reaksiyonu başlatabilir. Özellikle ileri yaşta olan ciddi akciğer hastalıkları bulunan veya böbrek fonksiyonları zayıflamış kişilerde bu makinenin kullanımı belirli riskleri beraberinde getirebilir. Bu gibi durumlarda, hastayı makineye bağlamadan gerçekleştirilen “çalışan kalpte bypass” yöntemleri devreye girer.
Çalışan kalpte bypass yönteminde, kalp normal bir şekilde atmaya ve tüm vücuda kan pompalamaya devam eder. Bu esnada cerrahi işlem yapılacak çok küçük bir alanın sabit tutulması gerekir. Bunun için ahtapot kollarına benzeyen, dokuyu nazikçe vakumlayarak tutan özel mekanik sabitleyiciler kullanılır. Kalbin geri kalanı çalışırken, sadece dikiş atılacak iki santimetrelik alan hareketsiz hale getirilir. Böylece hareketli bir organın üzerinde bile son derece ince ve hassas dikişler atılarak yeni damar yolları oluşturulabilir. Bu yöntem vücudun doğal dengesini daha fazla korumaya yardımcı olduğu için belirli risk gruplarındaki hastalarda çok değerli bir seçenektir.
Göğüs Kemiği Kesilmeden Yapılan Kalp Ameliyatı Çeşitleri Nelerdir?
Tarihsel olarak bakıldığında kalp ameliyatlarının tamamına yakını göğüs kemiğinin tam ortadan kesilmesiyle yapılırdı. Ancak son yıllarda cerrahi aletlerin ve görüntüleme sistemlerinin gelişmesiyle, “minimal invaziv” adı verilen ve çok daha küçük kesilerle kalbe ulaşılan yöntemler yaygınlaşmaya başladı. Göğüs kemiği kesilmeden yapılan bu operasyonlar, kemik dokusuna zarar vermediği için hastalara çok büyük konfor sağlar.
Göğüs kemiği kesilmeden yapılabilen bazı işlemler şunlardır:
- Koroner damar bypass işlemi
- Kalp kapakçığı onarımı
- Kalp kapakçığı değişimi
- Kalp içi deliklerin kapatılması
Örneğin MIDCAB olarak bilinen küçük kesili bypass ameliyatında, sol meme altından yapılan yaklaşık beş ila sekiz santimetrelik bir kesi ile kaburgaların arasından girilerek kalbe ulaşılır. Genellikle göğüs duvarının iç kısmından geçen sağlıklı atardamar hazırlanır ve çalışan kalp üzerinde tıkalı olan ön damara bağlanır. Göğüs kemiği bütünlüğü bozulmadığı için, ameliyat sonrasında hastaların derin nefes alması, öksürmesi ve hareket etmesi çok daha rahat olur. Hastalar geleneksel yönteme kıyasla günlük yaşamlarına çok daha erken ve ağrısız bir şekilde dönüş yapabilirler.
Bypass Ameliyatında Bacak Damarı Çıkarılırken Hangi Kapalı Yöntemler Kullanılır?
Bypass ameliyatlarında ihtiyaç duyulan yedek damarlardan biri genellikle hastanın kendi bacağından alınan safen toplardamarıdır. Eski yıllarda bu damarı çıkarmak için hastanın ayak bileğinden kasığına kadar uzanan, oldukça uzun bir cilt kesisi yapılması gerekirdi. Ameliyat sonrası dönemde birçok hasta, göğsündeki yaradan çok bacağındaki bu uzun kesinin ağrısından, gerginliğinden ve şişliğinden şikayet ederdi. Günümüzde ise modern merkezlerde bu damar çıkarma işlemi kapalı kamera sistemleriyle yapılabilmektedir.
Endoskopik damar çıkarma yönteminin sağladığı temel faydalar şunlardır:
- Daha az ağrı
- Düşük enfeksiyon riski
- Çok küçük yara izi
- Hızlı yürüme imkanı
Bu yöntemde bacak boyunca boydan boya bir kesi yapmak yerine, diz hizasında açılan yaklaşık iki santimetrelik küçük bir delikten içeri girilir. Ucunda kamera bulunan ince çubuklar ve özel aletler yardımıyla damar içeriden görülerek çevre dokulardan ayrılır ve bütün halinde dışarı alınır. Özellikle şeker hastalığı olanlarda veya kilo fazlası bulunan kişilerde bacak yaralarının iyileşmesi zaman alabildiği için, bu kapalı yöntem yara yeri sorunlarını büyük oranda engellemeye yardımcı olur. Dışarıdan bakıldığında bacakta neredeyse fark edilecek bir iz kalmaz ve hastalar kısa sürede ayağa kalkabilir.
Kalp Kapakçığı Ameliyatı Çeşitleri Nelerdir ve Nasıl Uygulanır?
Kalbimizin içinde, odacıklar arasındaki kanın doğru yönde akmasını sağlayan ve adeta birer kapı gibi çalışan dört adet kapakçık bulunur. Yaşın ilerlemesi, geçirilmiş romatizmal ateş gibi hastalıklar veya enfeksiyonlar nedeniyle bu kapakçıkların yapısı bozulabilir. Kapaklar daralarak kanın geçişini zorlaştırabilir veya tam kapanamayarak kanın geriye kaçmasına neden olabilir. Bu gibi durumlarda kalbin iş yükü artar ve zamanla yorulmaya başlar. Cerrahi tedavide genel eğilim, mümkün olan her durumda hastanın kendi doğal kapağının onarılarak korunması yönündedir. Ancak kapağın yapısı onarılamayacak kadar bozulmuşsa yeni bir kapak takılması gerekir.
Kullanılan başlıca yapay kalp kapakçığı türleri şunlardır:
- Mekanik metal kapakçıklar
- Biyolojik doku kapakçıkları
Kalp kapakçığı ameliyatlarında da tıpkı bypass ameliyatlarında olduğu gibi küçük kesi yöntemleri sıklıkla uygulanır. Özellikle video kameralar eşliğinde kaburga aralarından girilerek yapılan port erişimli yöntemler hastalar için büyük kolaylık sağlar. Göğüs boşluğundan açılan birkaç küçük delikten içeri uzatılan aletlerle, kapakçık onarımı veya değişimi güvenle gerçekleştirilebilir. Bu teknik, özellikle daha önce açık kalp ameliyatı geçirmiş ve ikinci bir ameliyata ihtiyaç duyan kişilerde, eski dikiş bölgelerine dokunulmadan farklı bir yoldan kalbe ulaşma imkanı sunduğu için riskleri düşürmeye destek olur.
Koltuk Altı ve Meme Altı Kesileriyle Yapılan Kalp Ameliyatı Yöntemleri Nelerdir?
Kalp ameliyatlarında hastanın fiziksel yapısına, hastalığın türüne ve cerrahın değerlendirmesine göre farklı giriş yolları tercih edilebilir. Bu giriş yolları, ameliyat sonrası hasta konforunu ve kozmetik sonuçları doğrudan etkiler.
Sık kullanılan bazı küçük kesi bölgeleri şunlardır:
- Sağ koltuk altı
- Sağ meme altı
- Sol meme altı
- Kısmi göğüs kemiği kesisi
Koltuk altından yapılan ameliyatlarda, kollar kapalıyken dışarıdan hiçbir iz görünmez. Kemik kesilmediği için hastanın kollarını hareket ettirmesinde, eşya taşımasında veya yatarken sağa sola dönmesinde herhangi bir fiziksel kısıtlama yaşanmaz. Meme altı kesileri ise özellikle kozmetik kaygısı olan hastalar için çok estetik bir sonuç sunar; ameliyat izi doğal meme kıvrımının altında kalacağı için dışarıdan fark edilmesi oldukça zordur. Kalp kapakçığı sorunları, kalpteki doğuştan gelen deliklerin kapatılması ve iyi huylu tümörlerin çıkarılması gibi işlemler bu estetik kesiler aracılığıyla oldukça başarılı bir şekilde uygulanabilmektedir.
Eğer hastanın kapakçığı değiştirilirken, kapağın oturtulacağı kalp kökü çok darsa, küçük bir kapak takmak ileride kalbin zorlanmasına neden olabilir. Bu gibi durumlarda özel genişletme teknikleri kullanılarak kalbin kapağın oturacağı bölgesi büyütülür ve hastanın beden ölçülerine en uygun, kan akışını rahatlatacak büyüklükte bir yapay kapak takılır.
Aort Damarı Sorunlarında Uygulanan Kalp Ameliyatı Yöntemleri Nelerdir?
Aort damarı, kalpten çıkan temiz ve oksijenli kanı vücudumuzdaki tüm organlara taşıyan en büyük ve en önemli atardamardır. Onu bir evin ana su tesisat borusu gibi düşünebiliriz. Bu damarın duvarları zamanla zayıflayarak normal çapından daha fazla genişleyebilir. Bu duruma anevrizma, yani balonlaşma adı verilir. Balonlaşan damarın iç tabakasının ani bir şekilde yırtılmasına ise diseksiyon denir. Aort yırtılması, dakikaların bile çok değerli olduğu ve acil müdahale gerektiren oldukça ciddi bir durumdur.
Özellikle kalpten hemen çıkan bölgedeki yırtılmalarda genellikle acil açık ameliyat tercih edilir. Yırtılan damarın duvarları o kadar zayıflar ki adeta ıslak bir kağıt mendil gibi kırılgan hale gelebilir. Cerrahlar bu kırılgan dokuyu onarmak için özel teflon kumaş şeritlerle damar duvarlarını içten ve dıştan destekleyerek sağlamlaştırır. Sonrasında hasarlı bölge çıkarılarak yerine sentetik bir kumaştan üretilen çok dayanıklı yapay bir damar dikilir.
Eğer genişleme kalbin tam çıkış noktasındaysa ve kapağı da etkiliyorsa, hastanın durumuna göre kapağın korunduğu veya kapağın da yapay damarla birlikte değiştirildiği farklı ameliyat teknikleri uygulanır. Burada amaç hastalıklı damar bölümünü yenileyerek yırtılma riskini en aza indirmek ve kan akışını güvenli bir yapay boru içerisine almaktır.
Aort Kalp Ameliyatlarında Beyin Dokusu Nasıl Koruma Altına Alınır?
Aort damarındaki genişleme veya yırtılma, beyne giden damarların ayrıldığı üst kavis bölgesini de içine alıyorsa, ameliyatın bir bölümünde vücuttaki kan dolaşımının tamamen durdurulması gerekebilir. İnsan beyni oksijensizliğe normal şartlarda sadece birkaç dakika dayanabilir. Peki, böyle büyük bir ameliyatta kan dolaşımı durdurulduğunda beyin hasar görmekten nasıl korunur?
Bu noktada insan fizyolojisinin sınırlarını zorlayan çok özel bir soğutma stratejisi uygulanır. Hastanın vücut ısısı özel makineler yardımıyla yavaş yavaş yirmi derecelerin altına kadar düşürülür. Vücut bu kadar soğuduğunda, hücrelerin enerji ve oksijen ihtiyacı neredeyse durma noktasına gelir, bir çeşit derin uyku haline geçilir. Bu soğutmanın yanı sıra beyni ekstra güvende tutmak için boyun veya köprücük kemiği altındaki damarlardan özel ince borularla girilir. Vücudun geri kalanında kan akışı durmuş olsa bile, beyne özel pompalarla sürekli olarak soğuk ve oksijenli kan verilmeye devam edilir. Bu titiz yöntem sayesinde, çok zorlu aort ameliyatlarından sonra bile hastaların nörolojik fonksiyonlarının büyük oranda korunması sağlanabilir.
Genetik Hastalıklarda Aort ve Kalp Ameliyatı Süreci Nasıl Planlanır?
Vücudumuzdaki damarların esneklik kazanmasını ve yüksek basınca dayanmasını sağlayan bağ dokusu proteinleri bulunur. Marfan sendromu gibi bazı genetik rahatsızlıklarda bu proteinlerin yapısı doğuştan hatalıdır. Bu nedenle damar duvarları, normal bir insana göre çok daha zayıftır ve esneme yeteneğini erken kaybeder. Marfan sendromu olan kişilerin damarları bir çeşit incecik bir kumaş gibi zayıflamaya eğilimlidir.
Bu genetik duruma sahip hastalarda, aort damarı tehlikeli boyutlara ulaşmadan daha erken çaplarda ameliyat kararı alınabilir. Ayrıca bu tür bağ dokusu hastalıklarında damarın içinden kateterle girilerek konulan kapalı stent işlemleri genellikle tercih edilmez. Çünkü damarın kendi yapısı çok hassas olduğundan, stent ilerleyen yıllarda damarın başka bir yerinden yırtılmasına sebep olabilir. Bu hastalarda açık cerrahi ile damarın hasarlı kısmının tamamen dayanıklı bir yapay damarla değiştirilmesi, uzun vadede genellikle çok daha güvenli ve kalıcı bir çözüm olarak değerlendirilir.
Kapalı Yöntemle Aort Damarı Tamiri (TEVAR/EVAR) Ameliyatı Nasıl Yapılır?
Eğer aort damarındaki balonlaşma kalbe çok yakın değilse, göğüs kafesinin alt kısımlarında veya karın bölgesinde yer alıyorsa, hastanın uygunluğuna göre kasıktan girilerek yapılan damar içi (endovasküler) yöntemler çok değerli bir alternatif haline gelir. Bu işlemlerde karın veya göğüs boşluğunun açılmasına gerek kalmaz.
Kapalı yöntem tamirinin hastaya sunduğu bazı kolaylıklar şunlardır:
- Daha az cerrahi travma
- Kısa hastanede yatış süresi
- Hızlı normal yaşama dönüş
- Daha az kan kaybı
İşlem sırasında kasık atardamarından içeriye ince bir tel sistemiyle girilir. Balonlaşan damar bölgesine ulaşıldığında, dışı özel bir kumaşla kaplı kapalı haldeki çelik stent açılır. Stent içeride bir yay gibi genişleyerek damarın iç duvarlarına sıkıca tutunur ve hastalıklı bölgeyi içeriden yalıtır. Kan artık balonlaşmış olan zayıf damar duvarına baskı yapmaz, doğrudan bu güçlü stentin içinden akıp gider. Bu yöntemin uygulanabilmesi için balonlaşan kısmın hemen öncesinde ve sonrasında stentin tutunabileceği sağlam damar dokusunun bulunması gerekir.
Robotik Kalp Ameliyatı Çeşitleri Nelerdir ve Sistem Nasıl Çalışır?
Kalp ameliyatlarında ulaşılan en ileri teknolojilerden biri robotik cerrahi sistemleridir. Bu sistem, cerrahın el hareketlerini hastanın vücudu içindeki minik robotik kollara çok hassas bir şekilde aktaran, oldukça gelişmiş bir kapalı ameliyat yöntemidir. Sanılanın aksine ameliyatı robot kendi başına yapmaz; her bir hareket tamamen cerrahın kontrolü altındadır.
Robotik sistemin temel parçaları şunlardır:
- Cerrah kontrol konsolu
- Hasta başı robotik kollar
- Görüntüleme ve büyütme kulesi
Ameliyathanede cerrah, hastanın birkaç metre uzağında bulunan özel bir konsola oturur. Gözlerini konsoldaki dürbün sistemine yerleştirdiğinde ameliyat alanını üç boyutlu ve yüksek çözünürlüklü olarak görür. Cerrahın parmaklarına taktığı özel sensörler, el ve bilek hareketlerini birebir olarak hastanın göğsüne açılan minik deliklerden içeri giren robotik kollara iletir. Sistemin en ilginç özelliklerinden biri de titreme önleyici yazılımıdır. İnsan eli ne kadar sabit dursa da mikroskobik düzeyde titreyebilir; robotik sistem bu titremeleri algılar ve süzerek içerdeki aletlere yansıtmaz. Bu sayede son derece pürüzsüz dikişler atılmasına imkan tanır.
Robotik Kalp Ameliyatının Geleneksel Ameliyatlara Göre Avantajları Nelerdir?
Robotik cerrahi ile kalp ameliyatı olmak, hem ameliyat sırasında hem de sonrasındaki iyileşme döneminde hastaya belirgin faydalar sunar. Göğüs kemiğinin kesilmemesi ve sadece kalem kalınlığında açılan deliklerden işlemin gerçekleştirilmesi, vücudun maruz kaldığı fiziksel travmayı en aza indirir.
Robotik cerrahinin öne çıkan avantajları şunlardır:
- Kemik kesilmemesi
- Kan kaybının oldukça düşük olması
- Enfeksiyon riskinin azalması
- Yoğun bakım süresinin kısalması
Geleneksel açık ameliyatlarda kemiğin kaynaması için hastaların haftalarca sırtüstü yatması, ağır kaldırmaması ve göğüs korsesi kullanması gerekir. Robotik ameliyat olan hastalar ise kemik bütünlüğü bozulmadığı için ameliyattan kısa bir süre sonra istedikleri pozisyonda yatabilir, kollarını rahatça kullanabilirler. Bu hastaların hastaneden taburcu olma ve normal sosyal hayatlarına, işlerine dönme süreleri çok daha kısadır. Yara izi de koltuk altı bölgesine gizlendiği için estetik açıdan da çok tatmin edici sonuçlar elde edilmesine yardımcı olur.
Kalp Ritmi Bozuklukları İçin Uygulanan Kalp Ameliyatı Teknikleri Nelerdir?
Kalbin düzenli bir şekilde kasılıp kan pompalamasını sağlayan kendi iç elektrik sistemi vardır. Bu elektrik sisteminde bir tür kısa devre oluştuğunda ritim bozuklukları ortaya çıkar. Bunların en bilineni atriyal fibrilasyon adı verilen düzensiz ve kaotik kalp çarpıntılarıdır. Bu durum kanın kalp içinde göllenmesine ve pıhtılaşmasına yol açabileceği için felç riskini artırabilir.
Genellikle kalp kapakçığı ameliyatı olacak hastalarda, eğer ritim bozukluğu da varsa aynı seans içerisinde “Maze” (Labirent) adı verilen özel bir cerrahi işlem uygulanır. Bu işlemde cerrah, kalbin üst odacıklarının duvarlarına radyofrekans enerjisi veya dondurma yöntemiyle minik yara hatları çizer. Bu hatlar tıpkı bir duvar gibi hareket ederek, kalpteki yanlış elektrik akımlarının yayılmasını engeller ve elektriğin sadece doğru yoldan ilerlemesi için bir labirent oluşturur. Bu müdahale, kalbin tekrar normal ritmine dönmesine ve gelecekte oluşabilecek pıhtı atma risklerinin azaltılmasına büyük oranda katkı sağlar.
Kalp İçerisindeki Kitleler İçin Yapılan Ameliyat Süreçleri Nelerdir?
Kalp dokusu içinde tümör oluşumu çok sık karşılaşılan bir durum değildir. Görülen tümörlerin büyük bir çoğunluğu ise miksoma adı verilen iyi huylu kitlelerdir. Bu tümörler kanserli hücreler taşımasalar da kalbin içinde yer almaları nedeniyle tehlike oluşturabilirler. Miksomalar genellikle jölemsi, kırılgan ve hareketli bir yapıya sahiptir. Kalp her kasıldığında bu kitleden küçük parçalar koparak kan dolaşımına karışabilir ve beyin damarlarını tıkayarak inme gibi ciddi sorunlara yol açabilir.
Bu kitlelerin varlığı tespit edildiği andan itibaren cerrahi olarak temizlenmesi planlanır. Hastanın durumuna göre standart yöntemlerle veya küçük kesilerle bu işlem gerçekleştirilebilir. Ameliyat sırasında en çok dikkat edilen konu, bu tümörün kalbin duvarına tutunduğu sap kısmının etrafından küçük bir sağlam dokuyla birlikte çıkarılmasıdır. Bu dikkatli yaklaşım tümörün kalıntı bırakmadan alınmasına ve ileride tekrar oluşma ihtimalinin düşürülmesine yardımcı olur.
Kalp Ameliyatı ile Birlikte Şah Damarı Tıkanıklığına Nasıl Müdahale Edilir?
Boynumuzun her iki tarafında yer alan ve beyne oksijenli kan taşıyan şah damarlarında (karotis), yaşın ilerlemesiyle birlikte kolesterol ve kireç plakları birikebilir. Bu birikim damarı daraltır ve beyne giden kan miktarını azaltır. Daha da önemlisi, bu plakların üzerinden kopabilecek minik parçalar beynin ince damarlarına giderek felce neden olabilir. Bazen kalp ameliyatı olması gereken bir hastanın aynı zamanda şah damarında da ciddi bir darlık tespit edilebilir.
Bu darlıkları açmak için kullanılan bazı teknikler şunlardır:
- Damarın açılarak içinin temizlenmesi
- Sentetik yama ile damarın genişletilmesi
- Damarın ters yüz edilerek plağın sıyrılması
Cerrahi ekip, şah damarındaki bu tıkanıklığı kalp ameliyatı ile aynı anda veya aşamalı olarak planlayabilir. Boyun bölgesinden yapılan küçük bir kesi ile şah damarına ulaşılır, damarın içi açılarak kan akışını engelleyen o sert plak tabakası dikkatlice çıkarılır. Ardından damar güvenli bir şekilde kapatılır. Bu sayede hem kalp sorunları çözülmüş olur hem de hastanın felç geçirme riski oldukça düşürülür.
Kalp ve Damar Cerrahisinde Bacak Damarı ve Varis İşlemleri Nelerdir?
Kalbi ve boyun damarlarını etkileyen tıkanıklıklar, bacakları besleyen atardamarlarda da görülebilir. Bacak damarlarında ciddi tıkanıklıklar olan hastalar, yürürken baldırlarında bıçak saplanıyormuş gibi bir ağrı hissedebilir, bacaklarında soğukluk veya morarmalar olabilir. Bu gibi durumlarda, tıkalı olan bölgenin ilerisine kan taşıyabilmek için hastanın kendi toplardamarları veya yapay damarlar kullanılarak bacak bypass ameliyatları yapılır.
Öte yandan bacaklardaki toplardamarların genişlemesi ve kanı yukarıya taşıyamaması sonucunda varis hastalığı ortaya çıkar. Varis, sadece bacaklarda kötü bir görüntü yaratmakla kalmaz; aynı zamanda ağrı, şişlik ve ileri aşamalarda yaralara yol açabilir.
Günümüzde varis tedavisi için uygulanan yöntemler şunlardır:
- Lazer ile damar içi kapatma işlemi
- Radyofrekans ile damar içi kapatma işlemi
- Köpük tedavisi
- Yüzeyel kılcal damar iğne tedavileri
Modern varis tedavilerinde artık bacağı boydan boya kesmek veya damarı tamamen çekip çıkarmak nadiren uygulanmaktadır. Bunun yerine, ultrason eşliğinde hastalıklı damarın içine incecik kateterlerle girilir. Lazer veya radyofrekans enerjisi verilerek damar içeriden büzüştürülüp kapatılır. Vücudun kendi sistemi, artık kullanılmayan bu kapalı damarı zaman içerisinde kendiliğinden yok eder. Bu yöntemler sayesinde hastalar aynı gün yürüyerek evlerine dönebilmektedir.
Hastaya En Uygun Kalp Ameliyatı Yöntemi Nasıl Belirlenir?
Kalp ve damar cerrahisi alanı, teknolojik yeniliklerin en hızlı entegre edildiği tıp dallarından biridir. Bu sayede hastalar için daha güvenli, daha konforlu ve kişiselleştirilmiş tedavi seçenekleri sunmak mümkün olmaktadır. Ancak her yeni teknoloji her hasta için en doğru seçenek olmayabilir.
Ameliyat yöntemine karar verilirken hastanın anatomik yapısı, yaşı, daha önce geçirdiği hastalıklar, akciğer veya böbrek sağlığı gibi birçok faktör titizlikle değerlendirilir. Örneğin; birçok damarı değişecek olan aynı zamanda kalp kapakçığında da sorun bulunan kompleks vakalarda, cerraha en geniş görüş açısını ve en rahat çalışma alanını sunan geleneksel göğüs kemiği kesisi sıklıkla tercih edilmeye devam etmektedir. Ancak sadece tek bir kapağında sorun olan veya ritim bozukluğu düzeltilecek uygun hastalarda, vücut bütünlüğünü en az düzeyde etkileyen küçük kesili yöntemler veya robotik cerrahi çok değerli bir seçenek olarak öne çıkar. Her hasta özeldir ve en başarılı sonuçlar, o hastanın kendi vücut dinamiklerine en uygun olan yöntemin, deneyimli ekipler tarafından özenle uygulanmasıyla elde edilebilir.
Sıkça sorulan sorular
Kalp ameliyatı çeşitleri nelerdir ve hangi hastalıklarda uygulanır?
Kalp ameliyatları; koroner bypass, kalp kapak onarımı veya değişimi, aort cerrahisi, doğumsal kalp hastalıkları ameliyatları, ritim cerrahisi ve kalp nakli gibi farklı işlemleri kapsar. Tedavi, hastalığın türüne göre planlanır.
Kalp ameliyatı çeşitleri arasında en sık uygulanan operasyon hangisidir?
Koroner arter bypass ameliyatı en sık uygulanan kalp cerrahilerinden biridir. Bunun yanında aort kapak değişimi, mitral kapak onarımı veya değişimi ve aort anevrizması cerrahileri de yaygın olarak uygulanmaktadır.
Kalp ameliyatı çeşitleri açık cerrahi ve ameliyatsız yöntemler olarak nasıl ayrılır?
Açık kalp ameliyatları göğüs kemiği açılarak yapılırken, bazı hastalarda TAVI, MitraClip, TriClip ve koroner stent gibi kateter tabanlı minimal invaziv girişimler cerrahiye alternatif olarak uygulanabilir.
Kalp ameliyatı çeşidi hastaya göre nasıl belirlenir?
Ameliyat seçimi; kalp hastalığının tipi, yaşı, genel sağlık durumu, eşlik eden hastalıklar, görüntüleme bulguları ve cerrahi risk değerlendirilerek kardiyoloji ile kalp damar cerrahisi ekibi tarafından yapılır.
Kalp kapak ameliyatı hangi durumlarda gerekli olabilir?
İleri derecede kapak darlığı veya yetersizliği nedeniyle nefes darlığı, göğüs ağrısı, bayılma ya da kalp yetersizliği gelişen hastalarda kapak onarımı veya kapak değişimi önerilebilir.
Koroner bypass ameliyatı hangi hastalarda tercih edilir?
Birden fazla koroner damarda ciddi darlık bulunan, sol ana koroner arter hastalığı olan veya stent tedavisinin uygun olmadığı hastalarda koroner bypass ameliyatı etkili bir tedavi seçeneği olabilir.
Kalp ameliyatı sonrası iyileşme süresi ameliyat türüne göre değişir mi?
Evet. İyileşme süresi yapılan ameliyatın kapsamına, hastanın yaşına ve genel sağlık durumuna göre değişebilir. Minimal invaziv girişimlerde toparlanma genellikle daha kısa sürerken açık cerrahide daha uzun olabilir.
Kalp ameliyatı sonrası düzenli takip neden önemlidir?
Düzenli kontroller sayesinde kalp fonksiyonları, ameliyatın başarısı ve olası komplikasyonlar değerlendirilir. İlaç tedavisinin düzenlenmesi ve yaşam tarzı önerilerinin sürdürülmesi uzun dönem başarı açısından önemlidir.
Kalp ameliyatı gerektiren hastalıklar tedavi edilmezse ne gibi riskler oluşabilir?
Tedavi edilmeyen ciddi kalp hastalıkları kalp yetersizliği, ritim bozuklukları, kalp krizi, inme ve yaşamı tehdit eden komplikasyonlara yol açabilir. Erken değerlendirme tedavi seçeneklerini artırabilir.
Kalp ameliyatı çeşitleri hakkında ne zaman kalp damar cerrahisi uzmanına başvurulmalıdır?
Göğüs ağrısı, nefes darlığı, bayılma, çarpıntı, kalp kapağı hastalığı veya koroner damar hastalığı tanısı bulunan kişiler, kendileri için en uygun tedavi yönteminin belirlenmesi amacıyla kalp damar cerrahisi uzmanına başvurmalıdır.

Prof. Dr. Yavuz Beşoğul, 25 yılı aşkın deneyime sahip bir Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanıdır. Türkiye’de kapalı kalp ve atan kalpte bypass ameliyatlarının öncülerindendir. Bugüne kadar binlerce başarılı ameliyat gerçekleştirmiş, ulusal ve uluslararası dergilerde 100’den fazla bilimsel makale yayımlamıştır.
