Yüksek riskli kalp hastalarında cerrahi planlama, hastanın mevcut kardiyak fonksiyonları ve eşlik eden sistemik hastalıkları dikkate alınarak multidisipliner değerlendirme ile yapılır. Amaç, perioperatif mortalite ve morbidite riskini en aza indirmek ve güvenli bir cerrahi süreci sağlamaktır.
Yüksek riskli kardiyak hasta değerlendirmesi, sol ventrikül ejeksiyon fraksiyonu, kapak patolojileri ve koroner arter hastalığı gibi parametrelerin ayrıntılı analizini içerir. Risk skorlama sistemleri ve ileri görüntüleme yöntemleri, cerrahi zamanlamanın ve tekniğin belirlenmesinde belirleyicidir.
Perioperatif kardiyak risk yönetimi, anestezi planlaması, hemodinamik monitörizasyon ve yoğun bakım hazırlığını kapsar. Antikoagülan tedavilerin düzenlenmesi, sıvı dengesi kontrolü ve ritim takibi, komplikasyonların önlenmesinde kritik rol oynar.
Multidisipliner kalp konseyi yaklaşımı, kardiyoloji, kalp ve damar cerrahisi, anesteziyoloji ve yoğun bakım ekiplerinin ortak karar sürecini ifade eder. Bu yapı, hasta özelinde en uygun cerrahi stratejinin belirlenmesini ve uzun dönem prognozun iyileştirilmesini sağlar.
Yüksek Riskli Kalp Hastası Ne Anlama Gelir?
“Yüksek riskli kalp hastası” ifadesi, genellikle ciddi kardiyovasküler patolojisi bulunan ve cerrahi sırasında veya sonrasında komplikasyon gelişme olasılığı artmış bireyleri tanımlar. Bu risk; koroner arter hastalığı, ileri derecede kalp yetmezliği (özellikle düşük ejeksiyon fraksiyonu), ciddi kapak hastalıkları, kompleks aritmiler ya da geçirilmiş kalp ameliyatı öyküsü gibi durumlara bağlı olabilir.
Ayrıca diyabet, kronik böbrek hastalığı, KOAH (kronik obstrüktif akciğer hastalığı), ileri yaş ve obezite gibi sistemik hastalıklar da kardiyak cerrahi riskini artıran faktörler arasında yer alır. Bu hastalarda cerrahi planlama, standart prosedürlerden daha ayrıntılı bir değerlendirme gerektirir.
Cerrahi Risk Nasıl Değerlendirilir?
Cerrahi öncesi risk değerlendirmesi, klinik karar sürecinin temelini oluşturur. Bu aşamada hastanın kardiyak rezervi, fonksiyonel kapasitesi ve eşlik eden komorbiditeleri analiz edilir.
Klinik Değerlendirme ve Fonksiyonel Kapasite
Hastanın günlük aktiviteler sırasında nefes darlığı, göğüs ağrısı (anjina), çarpıntı veya senkop yaşayıp yaşamadığı sorgulanır. Fonksiyonel kapasite genellikle MET (Metabolik Eşdeğer) kavramı üzerinden değerlendirilir. Düşük fonksiyonel kapasite, perioperatif komplikasyon riskinin artabileceğine işaret edebilir.
Görüntüleme ve Laboratuvar Testleri
Ekokardiyografi, kalp kapak fonksiyonlarını, ejeksiyon fraksiyonunu ve duvar hareket bozukluklarını değerlendirmede temel araçtır. Gerektiğinde stres testi, miyokard perfüzyon sintigrafisi veya koroner anjiyografi planlanabilir.
Laboratuvar incelemelerinde hemoglobin düzeyi, böbrek fonksiyon testleri, elektrolit dengesi ve koagülasyon parametreleri dikkatle incelenir. Özellikle troponin gibi kardiyak biyobelirteçler, aktif miyokard hasarının göstergesi olabilir.
Risk hesaplamasında uluslararası geçerliliği olan skorlama sistemlerinden (örneğin EuroSCORE veya STS skoru) yararlanılabilir. Ancak bu skorlar yol gösterici olup, nihai karar bireysel değerlendirme ile verilir.
Anestezi ve Cerrahi Stratejinin Belirlenmesi
Yüksek riskli hastalarda anestezi yönetimi, hemodinamik stabilitenin korunması açısından kritik öneme sahiptir. Genel anestezi sırasında kan basıncı dalgalanmaları, miyokardiyal oksijen tüketimini artırabilir ve iskemi riskini tetikleyebilir. Bu nedenle invaziv monitörizasyon yöntemleri (arteriyel kateter, santral venöz basınç ölçümü vb.) sıklıkla tercih edilir.
Cerrahi strateji belirlenirken mümkün olan en az fizyolojik stres oluşturacak yöntemler değerlendirilir. Örneğin bazı durumlarda minimal invaziv cerrahi teknikler veya hibrit yaklaşımlar gündeme gelebilir. Koroner arter hastalarında perkütan girişim ile cerrahi revaskülarizasyon arasındaki karar, hastanın anatomi ve klinik özelliklerine göre şekillenir.
Her hasta için aynı yöntem uygun değildir; tedavi planı kardiyoloji, kalp damar cerrahisi ve anesteziyoloji ekiplerinin ortak kararıyla oluşturulur.
Perioperatif Dönemde Komplikasyon Riskleri
Yüksek riskli kalp hastalarında en sık endişe edilen komplikasyonlar arasında miyokard enfarktüsü, kalp yetmezliği alevlenmesi, ciddi aritmiler ve hemodinamik instabilite yer alır. Ayrıca tromboembolik olaylar ve kanama riskleri de dikkatle izlenmelidir.
Bu hastalarda sıvı dengesi titizlikle ayarlanır. Aşırı sıvı yüklenmesi kalp yetmezliğini kötüleştirebilirken, yetersiz dolaşım da organ perfüzyonunu bozabilir. Postoperatif yoğun bakım izlemi çoğu zaman gereklidir.
İlaç Düzenlemeleri ve Antikoagülasyon Yönetimi
Kalp hastalarının önemli bir kısmı antikoagülan (kan sulandırıcı) veya antiplatelet tedavi kullanmaktadır. Bu ilaçların cerrahi öncesi kesilme veya köprüleme (bridging) stratejileri, hem kanama hem de tromboz riskini dengelemeyi amaçlar.
Beta blokerler, ACE inhibitörleri, diüretikler ve diğer kardiyovasküler ilaçların perioperatif yönetimi bireysel olarak planlanır. İlacın aniden kesilmesi bazı durumlarda rebound etki oluşturabileceğinden, bu karar mutlaka uzman hekim kontrolünde verilmelidir.
Multidisipliner Yaklaşımın Önemi
Yüksek riskli kalp hastalarında cerrahi planlama, tek bir branşın kararıyla yürütülmez. Kardiyoloji, kalp ve damar cerrahisi, anesteziyoloji, gerektiğinde nefroloji ve göğüs hastalıkları uzmanlarının birlikte değerlendirme yapması komplikasyon riskini azaltmaya yardımcı olur.
Bu süreçte hastanın beklentileri, yaşam kalitesi ve ameliyatın sağlayacağı potansiyel fayda da dikkate alınır. Özellikle ileri yaş hastalarda cerrahi karar, yalnızca teknik başarı olasılığına değil; fonksiyonel iyileşme potansiyeline göre değerlendirilir.
Hastanın Sürece Katılımı ve Bilgilendirilmesi
Cerrahi planlamanın önemli bir parçası da hastanın ve yakınlarının ayrıntılı biçimde bilgilendirilmesidir. Olası riskler, alternatif tedavi seçenekleri ve ameliyat sonrası bakım süreci açık ve anlaşılır şekilde anlatılmalıdır.
Hastaların en sık sorduğu sorular genellikle “Ameliyatı kaldırabilir miyim?”, “Riskim ne kadar yüksek?” ve “Alternatif bir yöntem var mı?” şeklindedir. Bu soruların yanıtı, istatistiksel verilerle birlikte ancak bireysel klinik tabloya göre değişkenlik gösterir. Hiçbir cerrahi girişim risksiz değildir; ancak doğru planlama, komplikasyon olasılığını azaltmaya yardımcı olabilir.

Prof. Dr. Yavuz Beşoğul, 25 yılı aşkın deneyime sahip bir Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanıdır. Türkiye’de kapalı kalp ve atan kalpte bypass ameliyatlarının öncülerindendir. Bugüne kadar binlerce başarılı ameliyat gerçekleştirmiş, ulusal ve uluslararası dergilerde 100’den fazla bilimsel makale yayımlamıştır.
