Sebepsiz bayılma, evet, potansiyel olarak ciddi kalp hastalıklarının bir belirtisi olabilir ve bu durum acil tıbbi değerlendirme gerektirir. Halk arasında sadece basit bir baş dönmesi olarak görülen ve tıbbi literatürde senkop diye adlandırılan ani bilinç kaybı, beynin kan akışının geçici olarak kesilmesinden kaynaklanır. Kalp atışlarındaki düzensizlikler, kalp kapakçıklarındaki sorunlar veya koroner damar tıkanıklıkları, bayılmanın hayati risk taşıyan kardiyak nedenlerindendir. Kalbin pompalama sistemindeki herhangi bir arıza, aniden hayatı tehdit eden sonuçlar doğurabilir. Bayılma ile kalp ilişkisi, özellikle eforla tetikleniyorsa veya tekrarlıyorsa, göz ardı edilmemelidir.
Sebepsiz Bayılma Nedir ve Neden Gerçekleşir?
Bayılma olayını en basit haliyle beynin şalteri geçici olarak indirmesi olarak düşünebilirsiniz. Beynimiz, vücudumuzun en nazlı ve en çok enerji talep eden organıdır. Yakıtı ise oksijen ve glikozdur. Bu yakıt, kan yoluyla sürekli ve kesintisiz bir şekilde beyne pompalanmalıdır. Ancak yer çekimi dediğimiz fizik kuralı, kanın ayaklardan yukarıya, beyne doğru çıkmasını zorlaştırır. Kalbimiz bu yer çekimine karşı sürekli bir mücadele verir.
Eğer herhangi bir sebeple kalpten beyne giden kan akışı saniyeler içinde kritik bir seviyenin altına düşerse, beyin kendini korumaya alır. “Yakıtım azaldı, şu an bilinci açık tutacak enerjim yok, sistemi kapatıyorum” der ve kişiyi yere düşürür. Buradaki “yere düşme” detayı aslında hayat kurtarıcıdır. Çünkü kişi yatay pozisyona geçtiğinde, kalp kanı beyne pompalamak için yer çekimiyle savaşmak zorunda kalmaz ve kan akışı normale döner. Kişi de bu sayede kendine gelir. Yani bayılma, aslında vücudun hayatta kalma mekanizmasının bir parçasıdır. Ancak bizim için önemli olan soru şudur: Kan akışı neden kesildi?
Masum Bayılmalar ile Kalp Kaynaklı Bayılmalar Arasındaki Fark Nedir?
Her bayılma kalpten kaynaklanmaz ve neyse ki büyük bir çoğunluğu hayati tehlike taşımaz. Örneğin çok sıcak bir havada uzun süre ayakta beklerseniz, damarlarınız genişler ve kan bacaklarınızda göllenir. Bu da beyne giden kanı azaltır. Ya da kan gördüğünüzde, çok korktuğunuzda vücudunuz aşırı bir tepki verir ve nabzınız aniden yavaşlar. Bunlara “refleks bayılma” diyoruz. Genellikle gençlerde sık görülür ve altında yapısal bir bozukluk yoktur.
Ancak “kardiyak senkop” dediğimiz kalp kaynaklı bayılmalar tamamen farklı bir kategoridedir. Burada sorun çevresel faktörler değil doğrudan motorun kendisindedir. Kalp ya mekanik bir tıkanıklık yüzünden kanı pompalayamıyordur ya da elektriksel bir arıza yüzünden duraklamıştır. İşte bu noktada bayılmanın şekli ve zamanlaması bize çok önemli ipuçları verir. Kalp kökenli bayılmalar genellikle bir uyarı vermeden, “küt” diye tabir ettiğimiz şekilde aniden gelişir. Kişinin yüzünü korumaya bile vakti olmaz.
Hangi Durumlar Sebepsiz Bayılma İçin Risk Faktörü Oluşturur?
Hangi bayılmanın masum, hangisinin tehlikeli olduğunu ayırt etmek bazen zor olabilir. Ancak tecrübelerimiz bize bazı “kırmızı bayraklar” olduğunu gösteriyor. Eğer bayılma durup dururken, otururken veya yatarken oluyorsa bu normal değildir. Özellikle efor sarf ederken, örneğin merdiven çıkarken veya koşarken bayılmak, kalbin artan kan ihtiyacına cevap veremediğinin en net kanıtıdır ve çok ciddiye alınmalıdır.
Ayrıca kişinin geçmişi de bize yol gösterir. Ailenizde genç yaşta, nedeni bilinmeyen ani ölümler varsa, bu genetik bir ritim bozukluğunun işareti olabilir. Sizin daha önce kalp krizi geçirmiş olmanız veya kalp yetmezliği tanısı almış olmanız da riski artıran faktörlerdir.
Kalp kökenli bayılma riskini artıran bazı durumlar şunlardır:
- İleri yaş
- Erkek cinsiyet
- Bilinen koroner arter hastalığı
- Kalp yetmezliği öyküsü
- Doğuştan kalp hastalıkları
- Ailede ani ölüm öyküsü
- Diyabet
- Hipertansiyon
Sebepsiz Bayılma Öncesinde Hangi Belirtiler Görülür?
Kalp kaynaklı bayılmalar bazen hiçbir belirti vermeden aniden gerçekleşse de çoğu zaman vücut saniyeler öncesinde bize bazı sinyaller gönderir. Bu sinyalleri doğru okumak hayat kurtarıcı olabilir. Masum bayılmalarda genellikle mide bulantısı, sıcak basması, terleme gibi belirtiler ön plandadır. Ancak sorun kalpteyse, belirtiler daha çok göğüs bölgesinde yoğunlaşır.
Hastalarımız genellikle bayılmadan hemen önce göğüslerinde bir “kuş çırpınması” gibi düzensiz atışlar hissettiklerini söylerler. Bazen de göğsün tam ortasına oturan ağır bir baskı veya fil oturmuş hissi tarif edilir. Nefes darlığı da sık görülen bir eşlikçidir.
Bayılma öncesi dikkat etmeniz gereken bazı önemli belirtiler şunlardır:
- Şiddetli çarpıntı
- Göğüs ağrısı
- Nefes darlığı
- Göğüste baskı hissi
- Düzensiz kalp atışları
- Baş dönmesi
- Göz kararması
Yapısal Kalp Hastalıkları Sebepsiz Bayılmaya Nasıl Yol Açar?
Kalp ve damar cerrahisi olarak bizim en sık müdahil olduğumuz alan, kalbin yapısındaki bozukluklardan kaynaklanan bayılmalardır. Kalbi dört odalı bir ev ve bu odalar arasında kapılar olan bir pompa gibi düşünün. Eğer bu kapılardan biri açılmazsa veya pompanın çıkış borusu tıkanırsa ne olur? Kan akışı durur.
En sık karşılaştığımız durumlardan biri “Aort Darlığı”dır. Aort kapağı, kalbin temiz kanı vücuda pompaladığı ana çıkış kapısıdır. Yaşla birlikte veya romatizmal nedenlerle bu kapak kireçlenir ve taşlaşır. Kapakçıklar birbirine yapışır ve açılmakta zorlanır. Kalp, kanı bu daracık delikten geçirmek için muazzam bir güç harcar. Dinlenme halindeyken bu çaba yetebilir. Ancak kişi hareket ettiğinde, vücut daha fazla kan ister. Daralmış kapak yüzünden kalp bu isteği karşılayamaz. Beyne giden kan azalır ve kişi olduğu yere yığılır. Bu tip bayılmalar, hastalığın çok ilerlediğinin ve artık ameliyat vaktinin geldiğinin en önemli habercisidir.
Bir diğer yapısal sorun ise “Hipertrofik Kardiyomiyopati” dediğimiz kalp kasının aşırı kalınlaşmasıdır. Kalp kası o kadar kalınlaşır ki kanın kalpten çıkış yolunu tıkar. Özellikle genç sporcularda ani ölümlerin ve sahadaki bayılmaların arkasındaki gizli sebep genellikle budur.
Damar Tıkanıklıkları Sebepsiz Bayılma Nedeni Olabilir mi?
Evet, kesinlikle olabilir. Kalbi besleyen koroner damarlar tıkandığında, kalp kası yeterince oksijen alamaz. Buna iskemi diyoruz. Oksijensiz kalan bir kalp kası, kasılma yeteneğini kaybedebilir. Daha da kötüsü, oksijensiz kalan bölgelerde elektriksel kararsızlıklar başlar.
Genellikle kalp krizi denince akla göğüs ağrısı gelir ama bazen krizin ilk ve tek belirtisi bayılma olabilir. Özellikle “ana koroner damar” gibi kalbin büyük bir bölümünü besleyen damarlarda ani bir tıkanıklık olursa, kalp bir anda “şoka” girer. Pompalama gücü aniden düşer ve tansiyon çakılır. Bu durum beyin kan akımını anında keser. Bu hastalar acile genellikle bayılma şikayetiyle gelirler ancak yapılan tetkiklerde aslında büyük bir kalp krizi geçirdikleri anlaşılır. Bu nedenle yaşı ne olursa olsun, bayılma ile gelen her hastada damar tıkanıklığı ihtimalini mutlaka gözden geçiririz.
Ritim Bozuklukları ve Elektriksel Sorunlar Bayılmayı Nasıl Tetikler?
Kalp sadece kastan ibaret değildir, aynı zamanda kendi elektriğini üreten muazzam bir jeneratördür. Bu elektrik sistemi, kalbin düzenli ve senkronize bir şekilde atmasını sağlar. Eğer bu elektrik sisteminde bir “kısa devre” veya “ileti kopukluğu” olursa, bayılma kaçınılmaz hale gelir. Elektriksel bayılmaları iki ana başlıkta inceleyebiliriz: Kalbin çok yavaşlaması veya çok hızlanması.
Kalbin doğal pili olan sinüs düğümü yaşlandığında veya hastalandığında, kalbe “at” komutunu yeterince sık gönderemez. Ya da komut gönderilse bile, kalbin üst odacıkları ile alt odacıkları arasındaki kablolarda (AV düğüm) kopukluk olur. Kalp hızı dakikada 30-40 atıma kadar düşebilir. Bu hız, kanı beyne yer çekimine karşı itmek için yetersizdir. Hasta aniden, hiçbir uyarı olmadan bayılır.
Diğer uçta ise kalbin çok hızlı atması, yani “taşikardi” vardır. Özellikle karıncıklardan kaynaklanan “Ventriküler Taşikardi” gibi durumlarda kalp dakikada 150-200 kez atar. Ancak bu atışlar o kadar hızlıdır ki kalbin içi kanla dolmaya vakit bulamaz. Boş bir pompa gibi titrer durur. Sonuç olarak vücuda hiç kan gitmez. Bu durum teknik olarak kalbin durmasıyla eşdeğerdir ve eğer ritim kendiliğinden düzelmezse ölümcüldür. Bayılma, bu ölümcül ritimlerin en önemli habercisidir.
Acil Müdahale Gerektiren Diğer Kalp Sorunları Nelerdir?
Bazı durumlar vardır ki dakikalar içinde müdahale edilmesi gerekir. Bayılma bu durumlarda en dramatik semptomdur. Bunların başında “Aort Diseksiyonu” gelir. Vücudun ana şah damarı olan aortun iç tabakasının yırtılmasıdır. Genellikle bıçak saplanır gibi şiddetli bir sırt veya göğüs ağrısıyla başlar. Ancak bu yırtık, beyne giden damarları tıkarsa veya kan kalbin etrafındaki zara dolup kalbi sıkıştırırsa (tamponad), hasta bayılır. Bu cerrahi açıdan en acil ve en riskli durumlardan biridir.
Bir diğer acil durum ise “Pulmoner Emboli”dir. Bacak toplardamarlarında oluşan bir pıhtının kopup akciğer damarını tıkamasıdır. Akciğer yolu tıkanınca kalp kanı ileriye pompalayamaz, sağ kalp şişer ve sol kalbe kan gitmez. Tansiyon aniden düşer ve hasta bayılır. Bu hastalarda nefes darlığı ve kanlı balgam gibi ek şikayetler de görülebilir.
Sebepsiz Bayılma Tanısı İçin Hangi Testler Uygulanır?
Bayılma şikayetiyle gelen bir hastada dedektif gibi iz süreriz. İlk ve en önemli adım hastanın hikayesidir. Nasıl bayıldı? Ne yapıyordu? Ne hissetti? Sonrasında ise teknolojik imkanları devreye sokarız.
İlk olarak basit bir EKG (elektrokardiyografi) çekeriz. Ancak bayılma o an olup bittiği için EKG normal çıkabilir. Bu bizi yanıltmamalıdır. Kalbin yapısını görmek için “Ekokardiyografi” (EKO) yaparız. Ultrason dalgalarıyla kalbin kapaklarını, kasılma gücünü ve duvar kalınlıklarını inceleriz. Aort darlığı gibi yapısal sorunları bu aşamada yakalarız.
Ritim bozukluğunu yakalamak için hastaya 24 saat veya daha uzun süre üzerinde taşıyacağı “Holter” cihazları takarız. Eğer bayılmalar çok seyrekse, deri altına küçük bir operasyonla yerleştirilen “Olay Kaydediciler” (Loop Recorder) kullanabiliriz. Bu cihazlar aylarca kalbi dinler ve bayılma anındaki ritmi kaydeder.
Eğer damar tıkanıklığından şüpheleniyorsak, “Koroner Anjiyografi” yaparız. Bu işlemle kalbi besleyen damarları görüntüleriz. Gerekirse aynı seansta “Elektrofizyolojik Çalışma” (EPS) yaparak kalbin elektrik yollarını içeriden test eder, kısa devre yapan noktaları bulmaya çalışırız.
Tanı sürecinde kullanılan temel yöntemler şunlardır:
- Fizik muayene ve detaylı öykü
- Elektrokardiyografi (EKG)
- Ekokardiyografi (Kalp ultrasonu)
- Holter ritim takibi
- Efor testi
- Tilt table (Eğik masa) testi
- Koroner anjiyografi
- Elektrofizyolojik çalışma (EPS)
- Beyin görüntülemeleri (Nörolojik nedenleri dışlamak için)
Kalp ve Damar Cerrahisi Olarak Tedavide Neler Yapıyoruz?
Tanı konulduktan sonra tedavi aşamasına geçeriz. Eğer sorun yapısal ise, yani kalbin mekanik parçalarında bir bozukluk varsa, cerrahi yöntemler devreye girer. Bu noktada kalp ve damar cerrahisi olarak bizler, sorunu kökten çözmeyi hedefleriz.
Örneğin ciddi aort darlığı olan bir hastada bayılma başlamışsa, bu kapağın artık değişmesi gerektiğinin kesin kanıtıdır. Açık kalp ameliyatı veya uygun hastalarda kasıktan girilen yöntemlerle (TAVI) daralan kapağı çıkarır, yerine yapay bir kapak takarız. Bu işlem kalbin önündeki engeli kaldırır. Kan akışı rahatlar, beyin yeniden kana doyar ve bayılmalar bıçak gibi kesilir.
Eğer sorun damar tıkanıklığı ise ve bu tıkanıklık çok yaygınsa, “Bypass” ameliyatı (KABG) uygularız. Vücudun başka yerinden aldığımız damarlarla tıkalı bölgelerin üzerine köprüler kurarız. Böylece kalp kası yeniden beslenir, güçlenir ve ölümcül ritim bozukluğu riski ortadan kalkar. Bu ameliyatlar sadece bayılmayı engellemekle kalmaz, hastanın ömrünü uzatır ve ani ölümden korur.
Kalp Pili ve Şok Cihazları Hangi Durumlarda Gereklidir?
Eğer sorun kalbin elektrik sistemindeyse, teknolojik cihazlarla kalbe destek oluruz. Kalbin çok yavaş attığı durumlarda “Kalp Pili” (Pacemaker) takarız. Bu işlem genellikle lokal anestezi ile yapılır. Köprücük kemiğinin altına yerleştirdiğimiz kibrit kutusu büyüklüğündeki bir bataryadan çıkan ince kabloları kalbin içine yerleştiririz. Bu akıllı cihaz, kalbin durakladığını hissettiği anda devreye girer ve kalbi olması gereken hızda çalıştırır. Böylece beyin kan akımı hiç kesilmez.
Daha riskli olan yani kalbin durmasına neden olabilecek hızlı ritim bozukluklarında ise “ICD” (İmplante Edilebilir Kardiyoverter Defibrilatör) dediğimiz şok cihazlarını kullanırız. Bu cihazlar bir nevi hastanın içinde yaşayan özel bir doktordur. Kalp ölümcül bir ritme girdiğinde cihaz bunu milisaniyeler içinde algılar ve kalbe içeriden elektroşok vererek ritmi düzeltir. Bu cihazlar sayesinde, eskiden “uykusunda vefat etti” denilen birçok hasta bugün hayata tutunabilmektedir.
Ablasyon Tedavisi Nedir ve Kimlere Uygulanır?
Bazı durumlarda sorunu baskılamak yerine kaynağını tamamen yok etmek mümkündür. Özellikle çarpıntı ile gelen bayılmalarda “Ablasyon” (Yakma/Dondurma) tedavisi çok etkilidir. Anjiyo laboratuvarında kasıktan girerek kalbin içine ulaşırız. Elektrik kaçağı yapan o minik noktayı bulur ve radyofrekans enerjisi ile yakarak etkisiz hale getiririz.
Son yıllarda, inatçı refleks bayılmaları olan (yani heyecanla, korkuyla sık bayılan) ve kalbi bu esnada aşırı yavaşlayan hastalarda da “Kardiyonöroablasyon” adı verilen özel bir teknik uyguluyoruz. Kalbi yavaşlatan sinir uçlarına müdahale ederek, hastayı ömür boyu kalp pili taşıma zorunluluğundan kurtarabiliyoruz.

Prof. Dr. Yavuz Beşoğul, 25 yılı aşkın deneyime sahip bir Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanıdır. Türkiye’de kapalı kalp ve atan kalpte bypass ameliyatlarının öncülerindendir. Bugüne kadar binlerce başarılı ameliyat gerçekleştirmiş, ulusal ve uluslararası dergilerde 100’den fazla bilimsel makale yayımlamıştır.
