Kalp damar tıkanıklığı EKG ile her zaman kesin olarak anlaşılmaz; ancak bazı durumlarda dolaylı bulgular saptanabilir. Elektrokardiyografi, kalbin elektriksel aktivitesini değerlendirir ve özellikle akut damar tıkanıklıklarında ritim bozukluğu veya iskemiye ait değişiklikler gösterebilir. Ancak normal EKG, koroner arter hastalığını tamamen dışlamaz.

EKG ile kalp damar tıkanıklığı tanısı, özellikle akut miyokard enfarktüsü şüphesinde önem taşır ve ST segment değişiklikleri ile belirgin hale gelebilir. Bununla birlikte kronik veya kısmi darlıklarda EKG bulguları normal olabilir. Bu nedenle tanı sürecinde klinik değerlendirme ve ek tetkikler gereklidir.

Anjiyo olmadan kalp damar tıkanıklığı anlaşılır mı sorusu, non-invaziv testlerin rolünü gündeme getirir. Efor testi, ekokardiyografi, miyokard perfüzyon sintigrafisi ve koroner BT anjiyografi gibi yöntemler damar darlığı hakkında önemli bilgiler sağlayabilir. Ancak kesin anatomik değerlendirme için koroner anjiyografi altın standarttır.

Koroner arter hastalığı belirtileri arasında göğüs ağrısı, nefes darlığı ve eforla artan baskı hissi yer alır ve bu semptomlar tanıda yol göstericidir. Risk faktörlerinin varlığında kardiyolojik muayene ve uygun görüntüleme yöntemleri planlanmalıdır. Erken tanı, kalp krizi ve kalıcı hasar riskini azaltmada kritik öneme sahiptir.

Koroner Damar Tıkanıklığı Nedir ve Nasıl Gelişir?

Kalp kası (miyokard), sürekli çalıştığı için düzenli ve yeterli oksijenlenmeye ihtiyaç duyar. Bu oksijen, koroner arterler aracılığıyla sağlanır. Zaman içinde damar duvarında aterosklerotik plak adı verilen kolesterol ve inflamatuar hücre birikimleri oluşabilir. Bu süreç “ateroskleroz” olarak adlandırılır.

Damar lümeninin (iç boşluğunun) daralması, kalp kasına giden kan akımını azaltır. Özellikle efor sırasında artan oksijen ihtiyacı karşılanamazsa iskemi (yetersiz oksijenlenme) gelişir. İskemi ilerlediğinde göğüs ağrısı (anjina), nefes darlığı veya daha ciddi durumlarda miyokard enfarktüsü (kalp krizi) ortaya çıkabilir.

Risk faktörleri arasında:

  • Hipertansiyon
  • Diyabet (şeker hastalığı)
  • Hiperkolesterolemi
  • Sigara kullanımı
  • Obezite
  • Ailede erken yaşta kalp hastalığı öyküsü

yer alır. Bu faktörlerin bir arada bulunması hastalık olasılığını artırır.

EKG Kalp Damar Tıkanıklığını Gösterir mi?

Elektrokardiyografi (EKG), kalbin elektriksel aktivitesini kaydeden basit, hızlı ve non-invaziv (girişimsel olmayan) bir testtir. Ancak EKG’nin koroner arter hastalığını saptamadaki rolü bazı sınırlamalar içerir.

Dinlenim EKG’si Ne Gösterir?

Dinlenme halinde çekilen EKG:

  • Akut kalp krizi sırasında gelişen ST segment değişikliklerini
  • Ritim bozukluklarını
  • Önceden geçirilmiş enfarktüse ait izleri

gösterebilir.

Ancak önemli bir nokta vardır:
Koroner damar daralması olan birçok hastanın dinlenim EKG’si tamamen normal olabilir. Çünkü istirahat sırasında kalp kasının oksijen ihtiyacı düşük olduğundan, hafif veya orta dereceli darlıklar elektriksel değişiklik oluşturmayabilir.

Bu nedenle tek başına normal bir EKG sonucu, kalp damarlarında daralma olmadığı anlamına gelmez.

Eforlu EKG (Stres Testi) Daha mı Etkilidir?

Koroner arter hastalığı şüphesinde sıklıkla kullanılan yöntemlerden biri efor testi ya da stres EKG’dir. Bu testte hasta yürüyüş bandında veya bisiklet ergometresinde egzersiz yaparken EKG kaydı alınır.

Egzersiz sırasında kalbin oksijen ihtiyacı artar. Eğer koroner arterlerde anlamlı bir daralma varsa, artan ihtiyaç karşılanamaz ve EKG’de:

  • ST segment depresyonu
  • ST segment elevasyonu
  • Ritim değişiklikleri

gibi iskemi bulguları ortaya çıkabilir.

Ancak efor testi de yüzde yüz kesin sonuç vermez. Yanlış pozitif (hastalık yokken var gibi görünmesi) veya yanlış negatif (hastalık varken normal çıkması) sonuçlar görülebilir. Bu nedenle sonuçlar mutlaka klinik bulgular ve risk faktörleriyle birlikte değerlendirilir.

Anjiyo Olmadan Kalp Damar Tıkanıklığı Anlaşılabilir mi?

Koroner anjiyografi, damar içinin doğrudan görüntülenmesini sağlayan invaziv bir yöntemdir ve koroner arter hastalığının tanısında referans yöntem olarak kabul edilir. Ancak her hastaya doğrudan anjiyo yapılmaz.

Anjiyo kararı genellikle şu durumlarda gündeme gelir:

  • Şiddetli ve tipik göğüs ağrısı
  • Efor testinde belirgin iskemi bulgusu
  • Yüksek riskli hasta profili
  • Akut koroner sendrom şüphesi

Bunun dışında, anjiyoya alternatif veya ön değerlendirme amaçlı kullanılan yöntemler de mevcuttur:

1. Koroner BT Anjiyografi

Bilgisayarlı tomografi ile damarların görüntülenmesini sağlar. Özellikle düşük ve orta riskli hastalarda tercih edilebilir.

2. Miyokard Perfüzyon Sintigrafisi

Kalp kasının kanlanmasını değerlendiren nükleer tıp yöntemidir. İskemik alanların belirlenmesinde yardımcı olabilir.

3. Stres Ekokardiyografi

Egzersiz veya ilaçla oluşturulan stres sırasında kalp kası hareketleri incelenir. Kanlanma bozukluğu olan bölgelerde duvar hareket kusurları saptanabilir.

Bu yöntemler, hastalığın varlığına dair güçlü ipuçları sunabilir. Ancak kesin damar haritası ve gerektiğinde aynı seansta müdahale (stent gibi) imkânı yalnızca klasik anjiyografi ile mümkündür.

Hangi Belirtiler Ciddiye Alınmalıdır?

Koroner arter hastalığı bazen sessiz ilerleyebilir. Ancak aşağıdaki belirtiler ortaya çıktığında kardiyoloji değerlendirmesi gerekir:

  • Göğüs ortasında baskı veya sıkışma hissi
  • Sol kola, çeneye veya sırta yayılan ağrı
  • Eforla artan nefes darlığı
  • Ani terleme ve halsizlik
  • Diyabet hastalarında atipik şikâyetler (örneğin sadece mide rahatsızlığı hissi)

Belirtilerin niteliği, süresi ve eşlik eden risk faktörleri tanısal yaklaşımı belirler.

Güncellenme Tarihi: 16.02.2026
Call Now Button