Posttrombotik sendrom, derin ven trombozu sonrası venöz kapak hasarı ve kalıcı venöz hipertansiyon gelişmesiyle ortaya çıkan kronik bir dolaşım bozukluğudur. Alt ekstremitelerde yaşam kalitesini düşüren ağrı, ödem ve cilt değişiklikleri ile seyreder.
Posttrombotik sendrom belirtileri genellikle uzun süre ayakta kalma ile artan bacak ağrısı, şişlik ve ağırlık hissidir. İleri evrelerde ciltte hiperpigmentasyon, sertleşme ve venöz ülserler görülebilir. Semptomlar çoğunlukla gün sonunda belirginleşir.
Posttrombotik sendrom tanısı, ayrıntılı hasta öyküsü ve klinik muayene ile konur. Doppler ultrasonografi, venöz reflü ve obstrüksiyonun değerlendirilmesinde temel yöntemdir. Klinik skorlamalar hastalığın şiddetini belirlemede yardımcıdır.
Posttrombotik sendrom tedavisi, semptom kontrolü ve komplikasyonların önlenmesini hedefler. Kompresyon çorapları ve yaşam tarzı düzenlemeleri ilk basamaktır. Seçilmiş olgularda endovasküler girişimler ve cerrahi yöntemler uygulanabilir; düzenli takip tedavinin etkinliğini artırır.
| Bilmeniz Gerekenler | Bilgi |
| Tanım | Posttrombotik sendrom (PTS), derin ven trombozu (DVT) sonrası gelişen kronik venöz yetmezlik durumudur. Tromboz nedeniyle venöz kapakların hasar görmesiyle venöz geri akım bozulur ve kronik semptomlara neden olur. |
| Gelişme Süreci | DVT sonrası haftalar veya aylar içinde ortaya çıkar. En sık alt ekstremitelerde görülür. Trombozun ciddiyeti ve yeri, gelişim riskini etkiler. |
| Risk Faktörleri | Proksimal DVT (özellikle femoral/iliak düzeyde), DVT sonrası yetersiz antikoagülasyon, obezite, önceki DVT öyküsü, hareketsizlik, yaşlılık. |
| Belirtiler | Bacakta kronik şişlik, ağrı, ağırlık hissi, yorgunluk, variköz venler, renk değişikliği (hiperpigmentasyon), ciltte sertleşme (lipodermatoskleroz), venöz ülser gelişimi. |
| Venöz Ülser | PTS’nin en ileri formudur. Genellikle ayak bileği çevresinde (medial malleol bölgesi) ortaya çıkar, iyileşmesi zordur ve nüks riski yüksektir. |
| Tanı Yöntemleri | Klinik değerlendirme (Villalta skoru en yaygın kullanılan skorlama sistemidir), renkli Doppler ultrasonografi (venöz akım ve kapak yetmezliğini değerlendirir). |
| Ayırıcı Tanı | Kronik venöz yetmezlik, lenfödem, periferik arter hastalığı, selülit, konjestif kalp yetmezliği. |
| Önleme | DVT sonrası uygun süre ve dozda antikoagülan tedavi, erken mobilizasyon, kompresyon çorabı kullanımı (özellikle ilk 2 yıl), risk faktörlerinin azaltılması. |
| Tedavi Seçenekleri | Kompresyon tedavisi (medikal elastik çoraplar), bacak elevasyonu, egzersiz, venotonik ilaçlar, cilt bakımı, ülser varsa yara bakımı, ileri vakalarda venöz girişimler (stent, anjiyoplasti). |
| İzlem ve Takip | Semptom takibi, kompresyon tedavisine uyum, nüks DVT açısından izlem, cilt değişikliklerinin ve ülserlerin düzenli kontrolü. |
Posttrombotik Sendrom Nedir?
Posttrombotik sendrom, derin toplardamarlarda oluşan pıhtının damar yapısında kalıcı hasara neden olması sonucu ortaya çıkar. Normalde toplardamarlar, kanın kalbe geri dönmesini sağlayan kapakçıklara sahiptir. Pıhtı sonrası bu kapakçıklar zarar görebilir ya da damar içinde daralma oluşabilir.
Bu durum, bacaklarda kanın göllenmesine yol açar. Sonuç olarak basınç artar ve çeşitli belirtiler ortaya çıkar. Posttrombotik sendrom, derin ven trombozu geçiren hastaların yaklaşık üçte birinde farklı şiddetlerde görülebilir.
Posttrombotik Sendrom Neden Oluşur?
En temel neden, geçirilmiş bir derin ven trombozudur. Pıhtı damar içinde çözülse bile, damar duvarında ve kapakçıklarda kalıcı hasar bırakabilir. Bu hasar, kanın aşağı doğru kaçmasına ve bacaklarda basınç artışına neden olur.
Risk faktörleri arasında pıhtının diz üstü toplardamarlarda yer alması, pıhtının geç tanı alması ve yetersiz tedavi yer alır. Ayrıca obezite, hareketsiz yaşam tarzı ve ileri yaş da sendrom gelişme riskini artırabilir.
Posttrombotik Sendrom Belirtileri Nelerdir?
Belirtiler genellikle yavaş gelişir ve zamanla artış gösterebilir. En sık görülen yakınmalar bacaklarda ağırlık hissi ve şişliktir. Özellikle uzun süre ayakta kalındığında ya da günün ilerleyen saatlerinde şikayetler belirginleşir.
Bacaklarda ağrı, dolgunluk hissi, kramp ve yorgunluk da sık rastlanan belirtiler arasındadır. Bazı hastalarda ciltte koyulaşma, sertleşme ve kaşıntı görülebilir. İleri olgularda ise iyileşmesi zor olan bacak yaraları, yani venöz ülserler gelişebilir.
Posttrombotik Sendrom Nasıl Teşhis Edilir?
Tanı genellikle hastanın öyküsü ve klinik muayene ile konur. Daha önce derin ven trombozu geçirmiş olması önemli bir ipucudur. Doktor, bacaklarda şişlik, cilt değişiklikleri ve hassasiyet olup olmadığını değerlendirir.
Gerekli durumlarda renkli doppler ultrasonografi kullanılır. Bu yöntemle toplardamarların yapısı, kan akımı ve kapakçıkların durumu incelenir. Ultrason, hem mevcut sorunları görmek hem de başka damar hastalıklarını dışlamak açısından önemlidir.
Posttrombotik Sendromun Günlük Yaşama Etkileri
Posttrombotik sendrom, hastaların günlük yaşamını farklı düzeylerde etkileyebilir. Hafif olgularda yalnızca gün sonunda ortaya çıkan bir ağırlık hissi olabilir. Daha ileri durumlarda ise sürekli ağrı ve şişlik nedeniyle hareket kısıtlılığı gelişebilir.
Uzun süre ayakta çalışmak ya da yürümek zorlaşabilir. Cilt değişiklikleri ve açık yaralar, hem fiziksel hem de psikolojik açıdan hastayı olumsuz etkileyebilir. Bu nedenle erken önlem almak, yaşam kalitesinin korunması açısından önemlidir.
Posttrombotik Sendrom Tedavisi Nasıl Yapılır?
Posttrombotik sendromda tedavinin amacı, belirtileri azaltmak ve hastalığın ilerlemesini önlemektir. Tamamen ortadan kaldırmak her zaman mümkün olmayabilir, ancak doğru yaklaşımla şikayetler kontrol altına alınabilir.
Tedavinin temelini basınç tedavisi oluşturur. Doktorun önerdiği derecede varis çoraplarının düzenli kullanımı, bacaklardaki kan göllenmesini azaltır. Bu çoraplar, özellikle gün içinde ayakta kalınan zamanlarda etkili olur.
Bazı hastalarda ağrı ve şişliği azaltmaya yönelik ilaç tedavileri uygulanabilir. Cilt bakımı da tedavinin önemli bir parçasıdır. Nemlendirici kremler ve uygun bakım, ciltte çatlak ve yaraların oluşmasını önlemeye yardımcı olur.
Egzersiz ve Yaşam Tarzı Önerileri
Düzenli ve kontrollü egzersiz, posttrombotik sendrom yönetiminde önemli bir yere sahiptir. Özellikle yürüyüş, baldır kaslarını çalıştırarak kanın kalbe dönüşünü destekler. Uzun süre hareketsiz kalmaktan kaçınılmalıdır.
Gün içinde fırsat buldukça bacakları kalp seviyesinin biraz üzerine kaldırmak, şişliği azaltabilir. Fazla kilolardan kaçınmak ve sağlıklı beslenmek de bacaklardaki basıncı azaltarak belirtilerin hafiflemesine katkı sağlar.
Posttrombotik Sendromdan Korunmak Mümkün mü?
Posttrombotik sendromdan korunmanın en etkili yolu, derin ven trombozunun erken tanı ve doğru şekilde tedavi edilmesidir. Pıhtı tanısı konulan hastaların, doktorun önerdiği ilaçları düzenli kullanması büyük önem taşır.
Tedavi sonrası dönemde varis çoraplarının ihmal edilmemesi, sendrom gelişme riskini azaltabilir. Ayrıca uzun yolculuklar sırasında hareket etmek, bol sıvı almak ve risk faktörlerine dikkat etmek koruyucu önlemler arasında yer alır.
Ne Zaman Doktora Başvurulmalıdır?
Derin ven trombozu öyküsü olan kişilerde bacakta kalıcı şişlik, ağrı ya da cilt değişiklikleri fark edildiğinde mutlaka doktora başvurulmalıdır. Açık yaralar, renk değişikliği ve artan ağrı, ileri evre belirtiler arasında yer alır.
Erken dönemde yapılan değerlendirme, daha ciddi sorunların önüne geçilmesini sağlayabilir. Posttrombotik sendrom, doğru yaklaşımla kontrol altına alınabilen bir durumdur ve düzenli takip bu süreçte büyük önem taşır.
S.S.S.
Posttrombotik sendrom neden gelişir?
Derin ven trombozu (DVT) sonrası damarlardaki kapakların hasar görmesiyle kanın düzgün akamaması sonucu gelişir. Bu durum kronik venöz yetmezliğe yol açar.
Posttrombotik sendrom en sık hangi belirtilerle kendini gösterir?
Bacakta ağrı, şişlik, ağırlık hissi, ciltte renk değişikliği, varis oluşumu ve uzun sürede iyileşmeyen yaralar sık görülen belirtilerdir.
Posttrombotik sendrom her DVT geçiren hastada gelişir mi?
Hayır, ancak özellikle geç tanı alan, yetersiz tedavi gören veya DVT’si diz üstü seviyede olan hastalarda risk daha yüksektir.
Posttrombotik sendromda ciltte yara oluşması ne anlama gelir?
Bu durum hastalığın ileri evrede olduğunu gösterir. Yetersiz kan dönüşü nedeniyle dokular yeterince beslenemez ve venöz ülser adı verilen yaralar gelişebilir.
Posttrombotik sendrom tanısı nasıl konur?
Hastanın geçmiş DVT öyküsü ve şikayetleri dikkate alınarak yapılan doppler ultrason incelemesi ile venöz kapak hasarı ve akım bozukluğu değerlendirilir.
Posttrombotik sendrom tedavisinde hangi yöntemler kullanılır?
Kompleks tedavi yaklaşımı gerekir. Kompresyon çorapları, ilaçlar, egzersiz, yara bakımı ve bazı durumlarda venöz girişimsel işlemler uygulanabilir.
Posttrombotik sendromda kompresyon çorabı ne işe yarar?
Bu çoraplar damar içindeki basıncı azaltarak kanın geri dönüşünü kolaylaştırır, şişliği azaltır ve belirtilerin hafiflemesine yardımcı olur.
Posttrombotik sendrom yaşam kalitesini nasıl etkiler?
Sürekli ağrı, şişlik, estetik sorunlar ve hareket kısıtlılığı hastanın günlük yaşamını zorlaştırabilir. Uzun süreli takip ve destek önemlidir.
Posttrombotik sendromun ilerlemesi nasıl önlenir?
DVT sonrası erken mobilizasyon, düzenli kompresyon çorabı kullanımı, kilo kontrolü ve düzenli kontroller ilerlemeyi yavaşlatabilir.
Posttrombotik sendrom kalıcı mıdır?
Tamamen geçmeyebilir, ancak uygun tedaviyle semptomlar kontrol altına alınabilir. Erken müdahale uzun dönem komplikasyonları azaltır.

Prof. Dr. Yavuz Beşoğul, 25 yılı aşkın deneyime sahip bir Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanıdır. Türkiye’de kapalı kalp ve atan kalpte bypass ameliyatlarının öncülerindendir. Bugüne kadar binlerce başarılı ameliyat gerçekleştirmiş, ulusal ve uluslararası dergilerde 100’den fazla bilimsel makale yayımlamıştır.
